Hepsi enfeksiyon kapmış gibi görünüyor, enfekte olmuş casus da sarılıklı göze sarı görünüyor.
(All seems infected that the infected spy as all looks yellow to the jaundiced eye.)
Alıntı, kişisel önyargıların ve algıların gerçeklik anlayışımızı nasıl çarpıtabileceğini vurguluyor. Birisi bir şekilde hastalık kaptığında ya da yozlaştığında (ahlaki, entelektüel ya da duygusal olarak) her yerde aynı kusurları ya da yaralanma belirtilerini görme eğilimi vardır. "Enfekte olan casusun hepsi enfekte görünüyor" ifadesi, bir kez kusurlu olduğunuzda veya tehlikeye düştüğünüzde, durumları veya diğer insanları nesnel olarak değerlendiremediğinizi ve kendi kirliliğinizi başkalarına yansıttığınızı gösterir. "Sarılıklı göze her şey sarı görünür" cümlesi, önyargının, kırgınlığın veya yükün kişinin algısını nasıl çarpıttığını sembolize etmek için, cildin ve gözlerin sararmasına neden olan bir durum olan sarılık metaforunu kullanır. Birisi sarılık olduğunda, görüşleri doğal olarak kendi koşulları tarafından renklendirilir, muhakeme yeteneği bulanır ve çarpık bir gerçekliğe yol açar. Algı ile gerçeklik arasındaki bu etkileşim, ister kişisel acıdan, ister kötü niyetten, ister deneyimden kaynaklansın, önyargıların bizi dürüstlüğü veya gerçeği tanımaktan alıkoyabileceğini vurgular. İnsan doğasının içsel durumlardan etkilenmeye karşı duyarlılığının bir yansıması olarak hizmet eder ve bize netlik ve kişisel farkındalık aramamızı hatırlatır. Kendi kusurlarımızın veya önyargılarımızın gölgeleri, dünyayı gerçekte olduğu gibi değil, kendi kusurlarımızın renklendirdiği bir mercekten yorumlamamıza neden olabilir. Sonuç olarak bu alıntı, başkalarını değerlendirirken alçakgönüllü olmanın ve kendini incelemenin öneminin altını çiziyor; çünkü bakış açılarımız çoğunlukla içsel durumlarımızdan etkileniyor. Önyargılarımızın farkına varmak, algıda farkındalığı ve bütünlüğü vurgulayarak daha nesnel bir anlayış ve etkileşim için çaba göstermemizi sağlar.