Ve eğer seçimim en iyi cüppemi giyerek nezaketle oturup kaçınılmaz olanı kabul etmekse ya da bir denizi bir kovayla kurtarmaksa, kovayı bana ver.
(And if my choice is to sit graciously in my best robes and accept the inevitable or to bail a sea with a bucket, give me the bucket.)
Robin McKinley'in "Kadeh" adlı kitabında yazar, zorluklar karşısında seçim ve eylemlilik teması üzerine düşünüyor. Alıntı, konuşmacının kaderi pasif bir şekilde kabul etmekten ziyade eyleme geçmeye değer verdiğini öne sürüyor. Çabalar boşuna görünse bile, zorluklarla doğrudan ilgilenmeyi güçlü bir şekilde tercih ettiklerini ifade ediyorlar. Bu, kendini koşullara teslim etmek yerine, fark yaratmaya çalışmanın önemine olan inancın göstergesidir.
Bu bakış açısı, okuyucuları yaşam mücadelelerini kucaklamaya teşvik ederek bir güçlenme duygusu taşır. Konuşmacı, küçük de olsa yükleri ve sorumlulukları üstlenmeyi seçerek dayanıklılığı ve proaktif bir tutumu somutlaştırır. Sonuç ne olursa olsun, ısrarın ve harekete geçme isteğinin erdemini vurgulayarak, umutsuzluğa yenik düşmeyi reddettiğini gösterir.