İkisini de, deniz ve toprağı düşünün; Ve kendinizdeki bir şeye garip bir benzetme bulamıyor musunuz? Çünkü bu korkunç okyanus yemyeşil toprakları çevreliyor, bu yüzden insanın ruhunda barış ve neşe dolu bir insüler Tahiti yatıyor, ancak bilinen yarı yaşamın tüm dehşetleri tarafından kuşatıldı. Tanrı seni tut! O adadan çıkma, asla geri dönemezsin!
(Consider them both, the sea and the land; and do you not find a strange analogy to something in yourself? For as this appalling ocean surrounds the verdant land, so in the soul of man there lies one insular Tahiti, full of peace and joy, but encompassed by all the horrors of the half known life. God keep thee! Push not off from that isle, thou canst never return!)
Herman Melville'in "Moby-Dick" in bu alıntısı, okyanus ve araziyi insan ruhunun iç işleyişiyle karşılaştıran canlı bir metafor sunar. Okyanus, yaşamın kaotik ve bazen dehşet verici yönlerini temsil ederken, toprak sakin ve huzurlu bir iç sığınağı sembolize eder. Tıpkı arazinin geniş ve öngörülemeyen denizle çevrili olduğu gibi, her insanın içlerinde, dış dünyanın kargaşasından korunan sakin bir parçası vardır.
Hayalcilik, Melville, bu iç kutsal alandan uzaklaşma konusunda temkinli olması gerektiğini öne sürüyor. Bunu yaparak, o barış ve sevinç durumuna dönme yeteneğini kaybetme riski vardır. İnsan varlığının ikiliği üzerine yapılan bu yansıma, okuyucuları dengeyi aramaya zorlar ve iç sükunetlerinden ödün vermeden çevredeki kaoslarda gezinir.