Arzu en güçlü insani duygudur; şapka arzusu, elbise arzusu; insanları bir şeyler satın almaya ve istemeye iten şey budur.
(Desire is the strongest human emotion - desire for a hat, desire for a dress; that's what drives people to buy and want things.)
Bu alıntı, insan davranışının ardındaki temel itici güç olarak arzunun derin etkisini vurgulamaktadır. Arzular seçimlerimizi, arzularımızı ve hatta kimliklerimizi şekillendirir. Bunlar bizi mal mülk, deneyim ve kişisel gelişim peşinde koşmaya motive eden görünmez akımlardır. Bir şapkaya ya da elbiseye olan arzunun özel olarak belirtilmesi, yüzeysel görünen nesnelerin bile daha derindeki ihtiyaçları ya da duygusal özlemleri nasıl sembolize edebileceğini örnekliyor. Giysiler ve aksesuarlar genellikle bireysel kimliğin, sosyal statünün veya kişisel zevkin ifadesi olarak hizmet eder ve bu öğelere duyulan özlem, kabul edilmeye, kendini ifade etmeye veya güzelliğe yönelik doğuştan gelen bir arzuyu ortaya çıkarır. Dahası, arzu ekonomik faaliyeti körükleyerek tüketicileri yeni trendler, yenilikler ve mallar aramaya motive eder; bu da kültürel değişimleri ve toplumsal güzellik ve başarı standartlarını etkileyebilir. Bu güçlü duyguyu anlamak, motivasyonlarımızın daha fazla farkına varmamıza ve daha dikkatli kararlar almamıza yardımcı olabilir. Aynı zamanda arzu ile tüketicilik arasındaki ince çizgiye de değiniyor ve arayışlarımızın gerçekten tatmin edici olup olmadığı veya sadece daha fazlasına olan özlemden mi kaynaklandığı konusunda düşünmeye teşvik ediyor. Arzunun rolünün farkına varmak, bizi maddi arayışlarımızın altında yatan şeyleri incelemeye ve bu dışsal sembollerin temsil edebileceği daha derindeki ihtiyaçları (bağlantı, ait olma veya amaç gibi) keşfetmeye davet eder. Sonuçta arzunun gücü, insan motivasyonunun hem güzelliğini hem de potansiyel tuzaklarını ortaya çıkarır; yaratıcılığı ve ilerlemeyi ateşler, ama aynı zamanda zaman zaman tatminsizliğe veya aşırı tüketime de yol açar.