İkinci Dünya Savaşı sırasında, tamamı Japon-Amerikalılardan oluşan bir tümen Avrupa'da kahramanca savaşırken, yasalara saygılı Japon-Amerikan vatandaşları uzak toplama kamplarına sürülerek işlerini, işlerini ve sosyal statülerini kaybettiler.
(During World War II, law-abiding Japanese-American citizens were herded into remote internment camps, losing their jobs, businesses and social standing, while an all-Japanese-American division fought heroically in Europe.)
Bu alıntı, İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Amerikan tarihinin derin ve sıklıkla gözden kaçırılan bir yönünü vurgulamaktadır. Japon-Amerikan vatandaşlarının tutuklanması, delil veya adaletten ziyade korku ve önyargı nedeniyle onların sivil haklarının ciddi bir ihlaliydi. Vatansever sadakatlerine rağmen birçoğu zorla evlerinden çıkarıldı ve toplama kamplarına yerleştirildi; geçim kaynaklarını, işlerini ve sosyal statülerini kaybettiler. Bu muamele, yurt dışında askere alınan ve savaşan Japon-Amerikalı askerlerin sergilediği cesaretle keskin bir tezat oluşturuyor. Örneğin 442'nci Alay Muharebe Ekibi, ABD askeri tarihindeki en madalyalı birimlerden biri haline geldi ve yaygın ayrımcılık ve şüphenin ortasında cesaret, adanmışlık ve vatanseverlik örneği sergiledi. Hükümetin hukuka aykırı tutuklama politikaları ile askerlerin kahramanlığı arasındaki bu ikilik, toplumsal önyargılara bakılmaksızın insan ruhunun dayanıklılığını ve sadakat ve fedakarlık kapasitesini vurguluyor. İroniyi düşünün: Hakları ayaklar altına alınanlar aynı zamanda ülkenin özgürlüğü için hayatlarını da riske atıyorlardı. Böyle bir tarih bizi adalet, ırksal profilleme ve gerçek eşitlikten kaynaklanan vatanseverliğin önemi üzerine düşünmeye zorluyor. Bize, ulusal tarihin karmaşık olduğunu, sıklıkla paradokslar ve çelişkilerle işaretlendiğini, adaletsizlikler ve önyargıların yanı sıra cesur eylemlerin de bulunabileceğini hatırlatır. Bu zıtlığın farkına varmak, geçmişteki adaletsizlikleri anlamak ve bu tür ihlallerin asla tekrarlanmamasını sağlamak açısından kritik öneme sahiptir. Ayrıca, özellikle yaşadıkları toplum onların haklarını ve onurunu tanımadığında bizi sadakat ve vatanseverliğin anlamı hakkında düşünmeye zorluyor.