Her yıl yaklaşık 65.000 lise öğrencisi (çoğu yıldız öğrenciler ve topluluklarının liderleri) yasal statüleri olmadığı için üniversiteye gidemiyor veya iyi bir iş bulamıyor.
(Every year, some 65,000 high school students - many of them star students and leaders in their communities - are unable to go to college or get a good job because they have no legal status.)
Bu alıntı, önemli sayıda yetenekli ve hırslı gencin karşılaştığı derin adaletsizliği vurguluyor. Akademik başarılarına ve toplumdaki liderliklerine rağmen bu öğrenciler, yüksek öğrenime ve istihdam fırsatlarına erişimlerini kısıtlayan yasal statüleri nedeniyle geride kalıyor. Bu durum, göç politikaları ve sosyal eşitlikle ilgili daha geniş sistemik sorunları yansıtıyor. Topluma olumlu katkıda bulunma potansiyeli olan gençlerin, yalnızca göçmenlik statülerine dayalı fırsatlardan mahrum bırakılması, yalnızca kişisel geleceklerini etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda toplulukların ve ekonomilerin kolektif ilerlemesini de etkiliyor. Bu öğrenciler çoğu zaman burslara, vizelere ve çalışma izinlerine sınırlı erişim de dahil olmak üzere büyük zorluklarla karşı karşıya kalıyor; aksi takdirde bu durum onların tüm potansiyellerini gerçekleştirmelerine olanak tanıyabilecek. Bu tür engeller zorluk, ötekileştirme ve eşitsizlik döngülerini sürdürür. Bu aynı zamanda adalet, fırsat ve yasal belgelere bakılmaksızın yeteneklerin yetiştirilmesine yönelik toplumsal sorumlulukla ilgili etik soruları da gündeme getiriyor. Bu sorunların ele alınması, tüm nitelikli bireylerin başarılı olması ve anlamlı bir şekilde katkıda bulunması için yollar yaratacak kapsamlı bir politika reformu gerektirir. Bu engellerin tanınması ve ortadan kaldırılması, yeteneklerin boşa harcanmadığı ve hukuki geçmişi ne olursa olsun her gencin hayallerinin gerçekleştirilebildiği daha kapsayıcı, yenilikçi ve eşitlikçi bir toplumu teşvik edebilir.