Hiçbir önyargısı olmayan bir adam olmakla övünüyordu
(He flattered himself on being a man without any prejudices)
Bu alıntı, insanın kendisinin açık fikirli ve önyargılardan arınmış olduğuna inanma yönündeki yaygın eğilimini vurguluyor ki bu genellikle bir yanılsamadır. Pek çok kişi, kendilerini küçük önyargıların ötesinde algılayarak, tarafsızlıkları ve adaletleriyle gurur duyuyor. Ancak kişinin kendisini 'önyargısız' olarak etiketlemesi bir kör noktanın göstergesi olabilir; gerçek anlamda kendini incelemeyi ve büyümeyi engelleyebilir. Önyargının doğası hakkında soruları gündeme getiriyor: Her zaman açık ve kasıtlı mı, yoksa bilinçaltında ve fark edilmeden olabilir mi? Çoğu zaman insanlar farkında olmadan önyargılara sahip olurlar ve kendilerini bu tür etkilerden tamamen arınmış sanmak kişisel gelişimlerine engel olabilir. Dahası, bu kendini övme, kişinin kendi görüşüne meydan okuyan geri bildirimleri veya bakış açılarını göz ardı etmesine yol açarak, algılanan erdemin yankı odasını yaratabilir. Önyargıların incelikli varlığının farkına varmak, alçakgönüllülüğü, iç gözlemi ve kişinin kendisiyle ilgili rahatsız edici gerçeklerle yüzleşme isteğini gerektirir. Gerçek açıklık, önyargılarımızı kabul etmeyi ve onların yokluğunu doğrudan iddia etmek yerine onların etkilerini azaltmak için aktif olarak çalışmayı içerir. Bu alıntı, farklılıkların olduğu bir dünyada gerçek adalete ve anlayışa giden yolculukta tevazu ve sürekli kişisel farkındalığın gerekli olduğunu hatırlatıyor.