Çocukluğumdan beri bende hep aynı şey var: Gülmeme korkusu; 'Bu şaka pek işe yaramıyor, bunu düzeltmemiz lazım' takıntısı. Altı kişilik bir topluluğun üyesi de olsam, bir gösterinin merkezi de olsam, hep böyleydim.
(I always have the same thing - which is the fear of not getting a laugh - that I've had from the time I was a kid; obsessing over, 'This joke doesn't quite work, we've got to get this right.' I was always like that, whether I was a member of a six-person ensemble or whether I'm the center of a show.)
Bu alıntı, komedi yeteneğinin ardındaki yoğun bağlılığı ve özeleştirel doğayı ortaya koyuyor. Gülmeyi başaramama konusundaki sürekli korku, komedyenleri, performans göstermenin getirdiği kırılganlığı vurgulayarak, zanaatlarını titizlikle geliştirmeye itiyor. Aynı zamanda, deneyimleri veya başarıları ne olursa olsun, pek çok sanatçının karşılaştığı güven ve kendinden şüphe arasındaki evrensel mücadelenin de altını çiziyor. Bu ortak kaygıyı benimsemek dayanıklılığı güçlendirebilir, sanatçıları sürekli gelişmeye ve izleyicileriyle özgün bir şekilde bağlantı kurmaya itebilir.