Ne yaparsam yapayım ve kimseye hizmet etmeye çalışmadan onu ortaya koyuyorum. Eğer hoşuna giderse hoşuna gider.
(I just do whatever I do, and put it out there without tryin' to cater to anybody. If you like it, you like it.)
Bu alıntı özgünlük ve kendini ifade etme felsefesini yansıtıyor. Dış beklentilere uymak ya da başkalarını memnun etmeye çalışmaktan ziyade kendine sadık kalmanın önemini vurguluyor. Sosyal baskılara ve onaylanma arzusuna doymuş bir dünyada, kişinin gerçek benliğini paylaşma güvenine sahip olması hem güçlendirici hem de özgürleştiricidir. Bireyler, başkalarının standartlarını karşılamayı amaçlamadan bir şey yarattığında veya ifade ettiğinde, bu genellikle kendi iç düşüncelerini ve duygularını gerçekten temsil eden benzersiz ve orijinal çalışmalarla sonuçlanır. Böyle bir yaklaşım özgünlüğü teşvik eder, yetenek ve yaratıcılığın dış onay gürültüsü olmadan gelişmesine olanak tanır. Bu zihniyet bazen eleştiriye veya yanlış anlaşılmaya davetiye çıkarsa da sonuçta kişisel bütünlüğü ve dayanıklılığı teşvik eder. Kişisel projelerin veya yaratıcı çabaların değerinin popülerlikten ziyade özgünlüğe dayanması gerektiği fikriyle uyumludur. Bu bakış açısını benimsemek, kişinin işinin kimliğinin gerçek bir yansıması olması nedeniyle tatmin duygusuna ve kendine saygıya yol açabilir. Sanatsal uğraşlarda, ticari girişimlerde veya kişisel gelişimde şu prensip hayati önem taşıyor: İçtenlikle doğru hissettiren şeyi yapın ve gerçek ifadenin, gerçekliği takdir edenlerde yankı uyandıracağına güvenin. Kendine sadık kalmak aynı zamanda kişinin eylemlerinde ve yaratımlarında tutarlılık ve dürüstlük oluşturmasına yardımcı olur, kendisiyle ve özgünlüğe değer veren diğer kişilerle daha derin bir bağ kurulmasını teşvik eder.