Eğer bir adam bu bedene karşı zafer kazanırsa, dünyada kim onun üzerinde güç sahibi olabilir? Kendini yöneten, tüm dünyaya egemen olur.
(If a man achieves victory over this body, who in the world can exercise power over him? He who rules himself rules over the whole world.)
Bu alıntı, gerçek güç ve özgürlüğün temeli olarak kendi kendine hakim olmanın derin öneminin altını çiziyor. Birey arzuları, dürtüleri ve duygusal tepkileri üzerinde kontrol sahibi olduğunda dış etkileri ve bağımlılıkları aşar. Bir anlamda, kendi kendine hakim olmak, yetkilendirmenin nihai biçimidir çünkü dış kontrolü veya manipülasyonu etkisiz hale getirir. Bu fikir, asalet ve nüfuza giden yol olarak iç disiplini ve kişisel farkındalığı vurgulayan birçok felsefi ve manevi gelenekte yankı bulmaktadır. Günümüzün hızlı tempolu, dikkat dağıtıcı şeylerle dolu dünyasında, içsel gücü geliştirmek her zamankinden daha önemli. Kişi içsel uyum ve disipline ulaşamadıysa, dışsal başarıların veya toplumsal statünün sonuçta içi boş olduğunu ileri sürer. İç mücadelelerimizi yenerek kendimizi dürtülerin, korkuların ve şüphelerin zulmünden kurtarırız. Bu içsel zafer, dış zorluklara dayanabilecek istikrarlı bir temel oluşturur ve bireylerin özgünlük, bilgelik ve şefkatle hareket etmelerine olanak tanır. Bu mesajın özü, gerçek liderliğin ve otoritenin içeride başlamasıdır. Kendiniz üzerinde hakimiyet kurduğunuz zaman, koşulların kaprislerine tabi olmazsınız ve etkiniz, güçlü ve dürüst bir yerden yayıldığı için doğal olarak genişler. Üstelik bu kavram, öz farkındalığın ve öz kontrolün kişisel gelişim ve toplumsal ilerleme için çok önemli olduğu yönündeki evrensel gerçekle de uyumludur. Böyle bir ustalığa ulaşmak adanmışlık, disiplin ve iç gözlem gerektirir, ancak bu, gerçek güç ve huzur arayan herkes için girişilmeye değer bir arayıştır.