Keşke her insan gücünü doğru kullansa ve elinden gelenin en iyisini yapsa, sınırlı yeteneğinden asla pişmanlık duymayacaktır.
(If only every man would make proper use of his strength and do his utmost he need never regret his limited ability.)
Bu alıntı, algılanan sınırlamalara bakılmaksızın, kişinin sahip olduğu kaynak ve yeteneklerden yararlanmanın önemini vurgulamaktadır. Evrensel bir gerçeği vurguluyor: Çabanın ve gayretli uygulamanın değeri, doğuştan gelen yeteneklerin sınırlarını aşıyor. Çoğu zaman bireyler, kendilerinden şüphe duymaları veya yeteneklerinin anlamlı bir fark yaratmak için yetersiz olduğuna dair yanlış inançları yüzünden caydırılırlar. Ancak bu bakış açısı azmin, sıkı çalışmanın ve kişinin güçlü yönlerini stratejik olarak kullanmanın gücünü göz ardı eder. Bireyler kendilerini gerçekten maksimum çabaya adayarak, başlangıçta mümkün olduğuna inandıklarından daha fazlasını başarabilirler ve algılanan eksiklikleri büyüme fırsatlarına dönüştürebilirler. Dahası, bu alıntı bir özgürleşme duygusunu da akla getiriyor; kişi çabalarına tamamen yatırım yaptığında, elinden gelenin en iyisini yaptığı için aksiliklerden veya sınırlamalardan duyduğu pişmanlık en aza indirilir. Pratiklik ve dayanıklılığa dayanan bir zihniyeti teşvik ederek insanları yapamadıklarından ziyade yapabileceklerine odaklanmaya teşvik eder. Böyle bir tutum ısrarlı çabayı, alçakgönüllülüğü ve sürekli gelişmeyi teşvik eder. Bize başarının yalnızca doğuştan gelen yetenekten ziyade dayanıklılık ve adanmışlığın ürünü olduğunu hatırlatır. Özünde bu alıntı, kişi sürekli olarak samimiyet ve bağlılıkla hareket ettiği için pişmanlığın yerini tatmin ve kendine saygının aldığı, dürüstlük ve çabayla yaşanan bir hayatı savunur.