Gerçekten mükemmel bir fantezi ideali olmanız gerektiğine inanmaya başlarsanız, tüm bu rötuşlar yüzünden insanların buna inanmaya başlaması zor olur. O fantastik dünyaya dalabilir ve onunla oynayabilirsiniz ama çekip gittiğinizde o siz değilsiniz.
(It's hard if you start believing that you should be really that perfect fantasy ideal, that people start believing because of all of the retouching. You can delve into that fantasy world and play with it, but when you walk away, that's not you.)
Bu alıntı, özellikle dijital medya ve fotoğraf düzenleme çağında, öz algı ile toplumsal mükemmellik standartları arasındaki karmaşık ilişkiye değiniyor. Rötuşlama yoluyla geliştirilen idealize edilmiş bir görüntünün cazibesine kapılmanın, özgün güzellik ve öz değer anlayışımızı bozabilecek tehlikesine dikkat çekiyor. Bu fantastik dünyalara dalmak (görüntülerde ince ayar yapmak, çevrimiçi kişileri seçmek veya ulaşılamaz standartlar için çabalamak) cazip gelse de gerçek şu ki, bu uydurma idealler yanlış yapılardır. Kendimizi bu illüzyondan kurtardığımızda, kusurlu ama gerçek olan gerçek benliğimizi hatırlatırız.
Alıntı, özgünlüğün ve kendini kabul etmenin önemi üzerine düşünmeye davet ediyor. Fantezileri benimsemenin eğlenceli ve bazen güçlendirici olabileceğini, ancak bunlara kendimiz için referans olarak güvenmenin zihinsel sağlık ve özsaygı açısından yıkıcı olabileceğini öne sürüyor. Bireyleri, yüzeysel görünümlerin ve toplumsal beklentilerin ötesinde kendi değerlerini tanımaya teşvik eder. 'Gerçek' biz'in yapay olarak geliştirilmiş görüntülerle tanımlanmadığının kabulü, doğal güzelliğimizi ve kusurlarımızı benimsemeye doğru atılmış bir adımdır.
Üstelik bu mesaj özellikle imaja, sosyal onaya ve mükemmellik arayışına takıntılı bir kültürde geçerlidir. Medya aracılığıyla iletilen mesajlar konusunda dikkatli olmayı gerektirir ve kişinin kendisine ve başkalarına karşı şefkatli bir tutum geliştirmesinin öneminin altını çizer. Gerçek güven, düzenleme veya toplumsal baskı yoluyla üretilmiş bir ideale uymaktan değil, özgün benliğimizi kucaklamaktan kaynaklanır.
Genel olarak bu alıntı, yanılsamalarla dolu bir dünyanın ortasında sağlam ve özgün kalmamız gerektiğini hatırlatıyor ve gerçek benliğimizin, dijital olarak oluşturulmuş bir mükemmellik standardını karşıladıkları için değil, yalnızca gerçek oldukları için değerli olduğunu doğruluyor.