Bir kültür veya bir grup insan hakkında ne kadar emin olursam olayım, görüşlerim ancak onlarla geçirdiğim zamanın miktarı kadar doğrudur.
(No matter how certain I am about some culture or some group of people, my opinions are only as accurate as the amount of time I've spent with them.)
Bu alıntı, varsayımlar yerine deneyimsel anlayışın önemini vurgulamaktadır. Herhangi bir kültüre veya topluluğa dair gerçek içgörünün, yüzeysel bilgi veya stereotiplerden ziyade anlamlı etkileşime dayandığının altını çiziyor. Başlangıçtaki inançlar ne olursa olsun, insanlarla vakit geçirmek empatiyi geliştirir, önyargılara meydan okur ve daha incelikli bir bakış açısına yol açar. Tanıdık olmayan topluluklara alçakgönüllülükle ve öğrenme isteğiyle yaklaşmanız gerektiğini, gerçek kavrayışın kişisel bağlantı yoluyla inşa edilen aşamalı bir süreç olduğunu kabul ederek bir hatırlatma görevi görür.