1950'lerin ortalarına dair en canlı anılarımdan biri, yakışıklı ve hayranlık duyduğum kocamın, üç yıl önce Cambridge'de ikimizin de arkadaşı olan tüm sevimli genç adamlarla Pazar sabahı parkta futbol oynarken, sabunlu gri bebek kıyafetleriyle dolu bir lavaboda ağlamamdı - çamaşır makinesi yoktu -.
(One of my most vivid memories of the mid-1950s is of crying into a washbasin full of soapy grey baby clothes - there were no washing machines - while my handsome and adored husband was off playing football in the park on Sunday morning with all the delightful young men who had been friends to both of us at Cambridge three years earlier.)
Bu alıntı, 1950'lerde yaşanan günlük mücadeleleri ve zıt sevinç anlarını yakalayarak geçmiş bir döneme dokunaklı bir pencere sunuyor. Sabunlu, gri bebek kıyafetleriyle dolu bir lavaboda ağlama görüntüsü, canlı bir ev içi emek ve duygusal kırılganlık duygusunu çağrıştırıyor. Bu, ev işlerinin emek yoğun olduğu, çamaşır makinesi gibi modern aletlerin bulunmadığı, daha basit ama fiziksel olarak zorlu bir yaşam tarzını yansıtan bir zamanı akla getiriyor. Sahne aynı zamanda anlatıcının deneyiminin duygusal karmaşıklığının da altını çiziyor; kocası boş zamanların tadını çıkarırken, çocuğuyla ilgilenmeyi özlem veya belki de yalnızlık duygularıyla dengelemek. Kocasının Cambridge'den arkadaşlarıyla parkta futbol oynaması detayı, destekleyici, belki de sıkı sıkıya bağlı bir sosyal çevreye işaret ederken, aynı zamanda ayrılık ve kişisel fedakarlık anlarına da işaret ederek nüans katıyor. Cambridge'den bahsedilmesi, anlatıyı belirli bir sosyal ve eğitimsel bağlamda temellendirerek çiftin geçmişine ve yetiştirilme tarzına işaret ediyor. Genel olarak alıntı, tekrarlanan ev işlerinin sıradanlığını, dönemin dostluk ve sosyal bağlarına yönelik nostaljik sıcaklıkla hassas bir şekilde dengeliyor. Bize 20. yüzyılın ortalarında kadınların karşılaştığı, çoğu zaman fark edilmeyen zorlu ev işlerini hatırlatıyor, ancak aynı zamanda dayanıklılığı, sevgiyi ve kişisel tarihi şekillendiren katmanlı deneyimleri de vurguluyor.
*---Claire Tomalin---"