'Mucizeler Kursu'nun temel önermesi, bize korkuya dayalı düşüncelerden vazgeçmeyi ve bunun yerine sevgiye dayalı düşünceleri kabul etmeyi öğretmesidir.
(The basic premise of 'A Course in Miracles' is that it teaches us to relinquish thoughts based on fear and to accept instead thoughts based on love.)
Bu alıntı derin bir manevi prensibi özetlemektedir: Düşüncelerimiz gerçeklik deneyimimizi şekillendirmede muazzam bir güce sahiptir. Çoğu zaman insanlar, kaybetme, reddedilme, başarısızlık veya bilinmeyen korkusu gibi bir korku alanıyla hareket eder ve bu da bizi ayrılık ve kaygıyı güçlendiren davranışlara yönlendirir. 'Mucizeler Kursu', sevginin gerçek doğamız ve barışın temeli olduğunun bilincinde olarak korku yerine bilinçli olarak sevgiyi seçmenin önemini vurguluyor. Yargıları, şüpheleri ve endişeleri içerebilecek korkuya dayalı düşüncelerden kurtulduğumuzda, içimizde sevginin yeşermesi için alan yaratırız. Bakış açısındaki bu değişim, hayata şefkatle, sabırla ve anlayışla yaklaşmamıza izin vererek dönüştürücü olabilir. Savunmacı veya düşmanca tepki vermek yerine, empati ve alçakgönüllülükle karşılık verebiliriz. Kurs, sevginin herkesin erişebileceği ilahi bir enerji olduğunu ve bağışlamanın (hem kendimiz hem de başkaları için) korkuyu salıvermede önemli bir araç olduğunu öne sürüyor. Pratik olarak bu, düşüncelerimizde ve eylemlerimizde dikkatli olmayı ve kasıtlı olmayı, sevginin korkunun gölgelerinin yerini alabileceği bir iç ortam geliştirmeyi içerir. Böyle bir zihniyet sadece kişisel refahımızı yükseltmekle kalmaz, aynı zamanda ilişkilerimizi ve kolektif bilinci de etkiler. Bu prensibi benimsemek, ayrılık yanılsamasının ötesini görmeyi öğrendikçe ve sevgi yoluyla birbirimize bağlı olduğumuzu fark ettiğimizde, daha uyumlu bir varoluşa yol açabilir. Sonuçta bu alıntı bize korku ve sevgi arasındaki seçimin devam eden bir taahhüt olduğunu ve sevgiyi seçmenin iç huzura ve ruhsal doyuma giden bir yol olduğunu hatırlatır.