Bir kişinin ülkesine hizmet edebilmesinin kriterleri; yeterlilik, cesaret ve hizmet etme isteği olmalıdır. İnsanların cinsel yönelimleri nedeniyle hizmet etme şansını reddettiğimizde, onları vatandaşlık haklarından mahrum bırakıyoruz ve silahlı kuvvetlerimizi istekli ve yetenekli Amerikalıların hizmetinden mahrum bırakıyoruz.
(The criteria for serving one's country should be competence, courage and willingness to serve. When we deny people the chance to serve because of their sexual orientation, we deprive them of their rights of citizenship, and we deprive our armed forces the service of willing and capable Americans.)
Bu alıntı, ulusal hizmet söz konusu olduğunda liyakat ve karakterin, cinsel yönelim gibi kişisel niteliklerden daha önemli olduğunu vurguluyor. Bir kişinin hizmet etmeye uygunluğunun yalnızca yeteneklerine, cesaretine ve ülkesine katkıda bulunma istekliliğine dayanması gerektiğini vurgulayarak temel bir adalet ve eşitlik ilkesini gün ışığına çıkarıyor. Bireylerin cinsel yönelim temelinde hizmet etme fırsatını reddetmek, yalnızca vatandaş olarak temel haklarını ihlal etmekle kalmıyor, aynı zamanda istekli ve yetenekli Amerikalıları dışlayarak silahlı kuvvetlerin gücünü ve etkinliğini de engelliyor. Bu perspektif, çeşitliliğin bir ulusun savunmasını güçlendirebileceğini kabul ederek askerlik hizmetine daha kapsayıcı ve meritokratik bir yaklaşımı savunur. Her kökenden bireylerin kabul edilmesi, adalet, saygı ve fırsat eşitliğine dayanan bir toplumu teşvik eder. Ayrımcı tutumlara meydan okuyor ve her vatandaşın onurunu ve haklarını koruyan politikalar çağrısında bulunuyor. Sonuçta bir milletin gücü, halkının birliğinden ve kabiliyetinden gelir ve nitelikli bireylerin ön yargılarla dışlanması herkes için bir kayıptır. Böylesine kapsayıcı bir yaklaşım, vatanseverlik ve hizmetin kişisel farklılıkları aştığı ve ülkenin refahına yönelik ortak kararlılığa dayandığı fikrini güçlendirerek adalet ve eşitliğe daha derin bir bağlılığı yansıtabilir.