Eşitlik çığlığı herkesi aşağı çeker.
(The cry of equality pulls everyone down.)
Bu alıntı eşitlik kavramına dair provokatif bir bakış açısı sunuyor ve eşitlik arayışının veya talebinin ters etkiler yaratabileceğini öne sürüyor. Eşitlik genellikle olumlu olarak görülür; adaleti, adaleti ve adaletsiz hiyerarşilerin ortadan kaldırılmasını sembolize eder. Ancak alıntı, eşitlik için çabalamanın yanlışlıkla standartların veya niteliklerin eşitlenmesine yol açabileceği ve dolayısıyla ilerlemeyi teşvik etmek yerine engelleyebileceği daha incelikli bir gerçekliğe işaret ediyor. Bizi eşitlik ve mükemmellik arasındaki dengeyi düşünmeye, bazı eşitlik biçimlerinin bireysel veya grup farklılıklarını büyümeyi veya yeniliği engelleyecek şekilde bastırma eğiliminde olup olmadığı üzerinde düşünmeye sevk ediyor. Örneğin, çaba ya da liyakat dikkate alınmaksızın eşit sonuçların fazlasıyla vurgulandığı bir toplumda, bireysel başarıya yeterince değer verilmeyebilir, bu da mükemmelliğe yönelik teşvikleri azaltabilir. Tersine, alıntı bizi eşitliğin bazen nasıl yanlış anlaşılabileceği veya yanlış uygulanabileceği ve gerçek adaletten ziyade homojenleşmeye yol açabileceği konusunda düşünmeye zorluyor. Eşitliği nasıl tanımladığımız ve bunu başarmak için kullandığımız araçlar hakkında önemli soruları gündeme getiriyor. Sosyal, ekonomik ve politik eşitsizliklerle boğuşan toplumlar, hangi eşitlik biçimlerinin gerçek adalete hizmet ettiğini ve hangilerinin istemeden de olsa toplumsal ilerlemeyi engelleyebileceğini eleştirel bir şekilde incelemelidir. Eşitlik asil bir hedef olmaya devam ederken, bu alıntı bize, hem bireylerin hem de toplulukların potansiyelini eninde sonunda azaltabilecek sahte eşitliğin tuzaklarından kaçınmak için çabanın çeşitliliğin, liyakatın ve içsel değerin tanınmasıyla dengelenmesi gerektiğini hatırlatıyor.