Eğitimin paradoksu tam da budur; kişi bilinçli olmaya başladıkça, içinde eğitim gördüğü toplumu incelemeye başlar.
(The paradox of education is precisely this - that as one begins to become conscious one begins to examine the society in which he is being educated.)
James Baldwin'in bu alıntısı eğitimin bazen çelişkili doğasını vurguluyor. Eğitim bir yandan bireylerin kendilerini ve dünyayı aydınlatmasını ve anlamalarına yardımcı olmayı hedeflerken; Öte yandan, çoğu zaman ilk bakışta fark edilmeyen toplumsal normları, önyargıları ve yapıları kökleştirir. Öğrenciler daha bilinçli ve eleştirel büyüdükçe, deneyimlerini şekillendiren altta yatan sosyal ve politik sistemleri algılamaya başlarlar. Bu uyanış, eşitsizlik, adaletsizlik veya daha önce kabul edilen veya gözden kaçırılan sistemik hatalar hakkında rahatsız edici farkındalıklara yol açabilir. Bu nedenle eğitim iki ucu keskin bir kılıca dönüşür: hem kişisel gelişim için bir araç hem de toplumsal eleştiri için bir mercektir.
Böyle bir bakış açısı, gerçek eğitimin ezberlemenin ve standartlaştırılmış müfredatın ötesine uzandığını; eleştirel düşünmeyi geliştirmeyi ve otoritenin, geleneğin ve normların sorgulanmasını teşvik etmeyi içerir. Toplumun bilgimiz üzerindeki etkisinin farkına varmak farkındalığı geliştirir ve bireyleri statükoya meydan okuma ve anlamlı değişim arama konusunda güçlendirir. Baldwin'in içgörüsü eğitimcileri, öğrencileri ve genel olarak toplumu eğitimin doğası üzerinde düşünmeye davet ediyor; ister mevcut güç yapılarını sürdürmeye hizmet ediyor, ister gerçek özgürleşme ve anlayışı teşvik ediyor. Sonuçta alıntı, eğitimin temel bir bileşeni olarak bilincin önemini vurguluyor ve bizi bilinçli eyleme ve toplumsal ilerlemeye yol açan farkındalığı sürdürmeye teşvik ediyor.