Devlet iktidara gelir... ve iktidara olan doyumsuz arzusu nedeniyle iktidardan vazgeçemez. Devlet asla vazgeçmez.
(The State acquires power... and because of its insatiable lust for power it is incapable of giving up any of it. The State never abdicates.)
Bu alıntı, siyasi otoritenin kalıcı doğasına ve devlet kurumlarının gücü sonsuza kadar arama ve sürdürme yönündeki doğal eğilimine değiniyor. Devletin doyumsuz bir güç arzusuna sahip olduğu fikri, hükümet kurumlarına yönelik eleştirel bir bakış açısını yansıtıyor; otorite bir kez elde edildiğinde, koşullar değişse veya güce artık ihtiyaç kalmasa bile, genellikle ondan vazgeçmek için çok az motivasyon veya niyet olduğunu vurguluyor. Bu perspektif, hükümetlerin hakimiyet arzusu nedeniyle etkilerini haklı sınırların ötesine genişletebileceği döngüsel kontrol mücadelesi üzerine düşünmeye davet ediyor. Bu durum, özellikle teorik olarak kuvvetler ayrılığına değer veren demokratik toplumlarda, siyasi gücün doğası ve aşırıya kaçmanın potansiyel tehlikeleri hakkında önemli soruları gündeme getiriyor. Açıklama aynı zamanda dolaylı olarak rehavete karşı uyarıda bulunarak hükümetlerin kendilerini sağlamlaştırma eğiliminde olduklarını, genişlemelerini geri almanın zor ya da imkansız hale geldiğini öne sürüyor. Bu tür dinamikler otoriterliğe, bireysel özgürlüklerin kaybına ve yetkililer ile hizmet ettikleri vatandaşlar arasında kopukluğa yol açabilir. Bu alıntı, hem vatandaşlara hem de politika yapıcılara, gücün yoğunlaşması ve gereksiz yetki birikimini önleyecek tedbirlerin önemi konusunda dikkatli olmaları gerektiğini hatırlatıyor. Genel olarak, hükümetin kalıcılığı konusunda şüpheci bir bakış açısını teşvik ediyor ve siyasi sistemlerde sürekli inceleme ve hesap verebilirliği teşvik ediyor. Bu içgörü özellikle sivil özgürlükler, yönetim şeffaflığı ve bir ulus içindeki güç dengesi hakkındaki tartışmalarda geçerlidir.