Kocam Stephen ve benim, 2012 tarihli anı kitabım 'Brain on Fire'da anlatılan ilk 'Seni seviyorum' konuşmamızın gerçek hikayesi, Maplewood, NJ'de kalabalık bir restoranın önünde halüsinasyonlu bir psikotik dönemin derinliklerinde yaşandı.
(The true story of how my husband, Stephen, and I exchanged our first 'I love you's' - chronicled in my 2012 memoir 'Brain on Fire' - occurred deep in a hallucinatory psychotic episode outside a crowded Maplewood, NJ, restaurant.)
Bu alıntı, insan deneyimlerinin, özellikle de zihinsel sağlık ve duygusal bağlantıları içeren deneyimlerin öngörülemeyen ve çoğu zaman gerçeküstü doğasını vurguluyor. Aşkı itiraf etmek gibi derin bir anın, halüsinasyonlu bir psikotik dönemin ortasında yaşandığının açığa çıkması, ne kadar güçlü ve beklenmedik koşulların en anlamlı anılarımızı şekillendirebileceğini gösteriyor. Aynı zamanda kaos ve zihinsel kargaşada bile devam eden sevginin dayanıklılığının altını çizer. Bu anlatım, zihinsel sağlık mücadelelerinin karmaşıklığını ve anlayış ve şefkatin önemini hatırlatıyor. Algılarımızın nasıl çarpık olabileceğine rağmen yine de gerçek duygusal dönüm noktalarına yol açabileceği üzerine düşünmeye davet ediyor.