Gazeteciliğin çok sayıda sorunu hakkında giderek büyüyen bir literatür var, ancak bunların çoğu işin editoryal tarafıyla ilgili; bunun nedeni muhtemelen gazetecilik hakkında yazmaya yetkin olan çoğu insanın finans hakkında yazmakta rahat olmamasıdır.
(There is a growing literature about the multitude of journalism's problems, but most of it is concerned with the editorial side of the business, possibly because most people competent to write about journalism are not comfortable writing about finance.)
Bu alıntı, gazeteciliğin karşılaştığı zorluklara ilişkin incelikli bir yansıma sunuyor ve özellikle sektörün finansal yönleriyle ilgili söylemdeki boşluğu vurguluyor. Bu, gazeteciliğin karşılaştığı çeşitli sorunları araştıran çalışmaların giderek arttığını, ancak bu konuşmaların çoğunun editoryal kaygılara odaklandığını gösteriyor. Bu odaklanma belki de gazetecilik hakkında analiz yapan ve yazanların rahatlığından ve uzmanlığından kaynaklanıyor; editoryal içeriği, etiği veya gazeteciliğin toplumda oynadığı rolü eleştirirken, işin altında yatan karmaşık mali mekanizmalara dalmak yerine daha rahat hissedebilirler.
Bu ayrım kritiktir çünkü gazeteciliğin sürdürülebilirliği büyük ölçüde sadece editoryal içeriğin bütünlüğüne ve kalitesine değil, aynı zamanda onu destekleyen sağlam mali stratejilere de bağlıdır. Pek çok tartışma ve analiz, gazeteciliğin neyin ve nasıl üretildiğini nihai olarak etkileyen iş modelleri, finansman, reklam gelirleri ve diğer ekonomik faktörleri içeren finansal tarafı gözden kaçırıyor veya yeterince temsil etmiyor gibi görünüyor.
Özünde, bu alıntı gazeteciliğin sorunlarına ilişkin daha geniş, daha kapsayıcı bir araştırmayı davet ediyor; editoryal ve finansal hususlar arasında köprü kuran bir araştırma. Gazeteciliğin hızla değişen medya ortamında başarılı olabilmesi için hem editoryal bütünlük hem de mali sürdürülebilirlik ile aynı anda yüzleşmesi gerekir. Sektör, bu ikiliğin farkına vararak iç zorlukları ve dış baskıları daha iyi yönetebilir. Russell Baker'ın içgörüsü çok önemli bir kör noktaya değiniyor ve söylemi editoryal eleştirinin ötesine geçerek gazeteciliğin geleceğini şekillendiren finansal gerçekleri de içerecek şekilde genişletmeye teşvik ediyor.