Bu, çöl tepelerinin, yeterince yer ve zamanın olduğu duygusudur.
(This is the sense of the desert hills, that there is room enough and time enough.)
Alıntı, çöl manzarasının geniş ve sakin özünü güzel bir şekilde yakalıyor ve hem fiziksel hem de zamansal olarak ferahlık hissini vurguluyor. Çoğu zaman aceleyle yönlendirilen ve sınırlamalarla kısıtlanan bir dünyada çöl, alanın bol olduğu ve zamanın sonsuz bir şekilde uzadığı sessiz bir bolluğun sembolü olarak duruyor. Bu özgürlük duygusu, bireylerin nefes almasına, düşünmesine ve çevreleriyle derin bir şekilde bağlantı kurmasına olanak tanır. Farkındalığı ve sabrı davet eder ve bazen en büyük netliğin, kişinin iç gözlemi teşvik eden geniş, açık ortamlara dalmasından kaynaklanabileceğini öne sürer. Çölün dinginliği, şimdiki ana dair derin bir farkındalığı teşvik eder ve bize bolluğun yalnızca maddi zenginlikle ilgili olmadığını, aynı zamanda deneyimin zenginliği ve anlayışın yavaş yavaş gelişmesiyle de ilgili olduğunu hatırlatır. Bu tür manzaralar yaşam yolculuğunun metaforları olarak hizmet eder ve bizi kendi içimizdeki ve koşullarımızdaki geniş olasılıkları takdir etmeye teşvik eder. Kültürel anlamda çöl, zorluklar karşısında sabrı öğreterek dayanıklılığı ve dinginliği simgeleyebilir. Bizi, hayatlarımızın ne sıklıkla aciliyetle darmadağın olduğunu düşünmeye iterken, doğa bize gerçek büyümenin ve anlamın çoğu zaman etrafımızı saran engin güzelliği fark edecek kadar yavaşladığımızda gerçekleştiğini nazikçe hatırlatır. Sonuçta bu alıntı, hem fiziksel hem de zihinsel olarak mekânın takdirine ve kendimizi ve etrafımızdaki dünyayı keşfetmek ve anlamak için zamanın varlığını kabul etmenin önemine değiniyor.