Sandalye yaptığımda onların bacakları var; dünyanın her yerine gidebilirler. İç mekanlar farklı bir sorumluluktur. Ev, bulunduğunuz yerin temsilidir ve o yere uygun olması gerekir.
(When I make chairs, they have legs; they can go anywhere in the world. Interiors are a different responsibility. A house is a representation of where you are, and it has to be right for the place.)
Bu alıntı tasarımın işlevsel ve duygusal yönleri arasındaki ayrımın altını çiziyor. Sandalye yaratmak kullanışlılık ve hareketliliği sağlamak, pratikliği ve evrensel çekiciliği vurgulamakla ilgilidir. Bunun tersine, iç tasarım, kişinin kimliğini yansıtan ve mekanın özel bağlamına yanıt veren ortamlar yaratmakla ilgilidir. İşlevsellik ve kişiselleştirme arasındaki uyumun önemini vurgulayarak tasarımcılara mekanların sakinlerle uyum içinde olması ve çevrelerine kusursuz bir şekilde uyum sağlaması gerektiğini hatırlatıyor.