Kadınlar kendi bedenlerini eleştirmeye programlanmışlar çünkü toplumun, özellikle de erkeklerin istediği şekle sahip olmamız gerekiyor.
(Women have been programmed to criticise their own bodies because we should have the shape that society, and in particular men, want.)
Bu alıntı, kadınların kendi bedenlerine ilişkin algılarını şekillendiren toplumsal koşullanma ve medya etkisinden kaynaklanan yaygın bir soruna dikkat çekiyor. Pek çok kadın, küçük yaşlardan itibaren moda endüstrileri, reklamlar ve eğlence medyası tarafından titizlikle hazırlanmış, gerçekçi olmayan güzellik standartlarının bombardımanına maruz kalıyor. Bu standartlar genellikle zayıflığa, belirli vücut şekillerine ve belirli özelliklere öncelik vererek yalnızca ulaşılamaz değil aynı zamanda çoğu zaman sağlıksız olan bir ideal yaratır. Bu ideallere uyma yönündeki toplumsal baskı, birçok kadının sürekli olarak bedenlerini incelemesine yol açıyor, bu da özeleştiriyi ve memnuniyetsizliği teşvik ediyor. Bu içselleştirilmiş eleştiri, zihinsel sağlığı, öz saygıyı ve genel refahı önemli ölçüde etkileyebilir ve vücut dismorfisi, yeme bozuklukları ve duygusal sıkıntı gibi sorunları körükleyebilir. Bu tür programlamanın sistemik olduğunu, kültürel normlar ve beklentilerle pekiştirildiğini kabul etmek önemlidir. Kadınlar genellikle değerlerinin yeteneklerinden, zekalarından veya karakterlerinden ziyade görünüşleriyle bağlantılı olduğuna inanmaya şartlandırılıyor. Bu kökleşmiş algılara meydan okumak, vücut pozitifliğini, güzelliğin çeşitli temsillerini ve kabulü teşvik etmek için kolektif bir çaba gerektirir. Kadınların bedenlerini olduğu gibi takdir etmelerini ve kutlamalarını sağlamak, daha sağlıklı kişisel algılara yol açabilir ve özeleştiri döngüsünü kırabilir. Toplumlar, nesiller boyunca kökleşmiş olan zararlı standartları ortadan kaldırmaya, kadınlara yalnızca fiziksel görünümün ötesinde bütünsel olarak değer verilen ortamları teşvik etmeye çalışmalıdır.