Kadınlar, oy verme hakkı olmayan dilekçe sahipleri olarak aya uluyan köpekler olabiliriz!
(Women, we might as well be dogs baying the moon as petitioners without the right to vote!)
Bu güçlü açıklama, oy kullanma hakkı reddedilen kadınların karşılaştığı derin hayal kırıklığını ve adaletsizliği vurguluyor. Kadınların aya karşı uluyan köpeklerle karşılaştırılması, ataerkil bir toplumda kadınların deneyimlediği nafile özlem duygusunu ve kabul edilmeyen ses duygusunu canlı bir şekilde yansıtıyor. Haklarının marjinalleştirilmesine neden olan sistemsel engellere rağmen kadınların kendileri ve eşitlik adına savunmak için harcadıkları yorucu ve çoğu zaman fark edilmeyen çabanın altını çiziyor. Konuşmacının kullandığı görüntüler, kadınların sesleri ve taleplerinin ısrarcı ve geçerli olmasına rağmen, tıpkı aya havlayan bir köpeğin gerçek etkisi olmayan bir gürültü olarak algılanması gibi, çoğu zaman göz ardı edildiği veya göz ardı edildiği fikrini vurguluyor. Alıntı aynı zamanda kadınları ikincil bir statüye indirgeyen, onları siyasi eylemlilik ve sivil katılımdan mahrum bırakan toplumsal normları ve yasal yapıları da üstü kapalı olarak eleştiriyor. Bu mesajın taşıdığı hayal kırıklığı bugün bile yankı buluyor ve bize eşitlik için devam eden mücadelelerin önemini ve herkesin demokratik süreçlere katılma hakkını tanıma ve saygı duyma ihtiyacını hatırlatıyor. Farkındalık, aktivizm ve adalet çağrısında bulunur, dahil olma ve duyulma arzusunun evrensel olduğunu ve bu hakkı reddetmenin toplumun ahlaki dokusunu zayıflattığını vurgular. Bu tür sözler hâlâ toplumsal cinsiyet eşitliğini ve ötekileştirilmiş grupların seslerini susturan veya azaltan baskıcı engellerin kaldırılmasını savunmaya devam eden birçok kişiye ilham veriyor.