Birinin kafasında bir film yapılır; o kişinin bunu yapma kararlılığı sayesinde.
(A film is made in somebody's head - out of their determination to do it at all.)
Film yapımının özü genellikle kameranın çalışmaya başlamasından çok önce başlar. Yaratıcının zihninde yer alır ve onun hayal gücü, vizyonu ve en önemlisi bu vizyonu hayata geçirme yönündeki sarsılmaz kararlılığıyla şekillenir. Bu alıntı, sanatsal yaratımda zihinsel kavrayışın ve ısrarın derin önemini vurgulamaktadır. Film yapmak yalnızca teknik beceriler veya kaynaklarla ilgili değildir; bir hikaye tasarlamak, sahneleri görselleştirmek ve son parçayı hayal etmekle ilgilidir. Bu zihinsel süreç zorlayıcı olabilir (şüphelerle, aksiliklerle ve engellerle dolu), ancak itici güç, yaratıcının sebat etme kararlılığıdır. Bu psikolojik yön, ölçeği ve bütçesi ne olursa olsun her filmin birinin aklında var olan bir fikirden kaynaklandığının altını çiziyor. Bu, sanatçıların sınırları zorlamasını, denemeler yapmasını ve engelleri aşmasını sağlayan yaratıcı ruhun bir kanıtıdır. Bir filmin zihinsel doğuşu bize, her büyük sinema eserinin arkasında, sanatsal vizyonunu terk etmeyi reddeden tutkulu bir bireyin bulunduğunu hatırlatır. Böyle bir kararlılık, soyut fikirleri somut gerçekliklere dönüştüren, sonuçta kültürü şekillendiren, başkalarına ilham veren ve nesilleri etkileyen bir katalizör görevi görür. Gelecek vadeden film yapımcılarını, kendi zanaatlarına olan sarsılmaz bağlılıklarıyla ateşlenen, yaratma eyleminin kendi içlerinde başladığını bilerek, vizyonlarına inanmaya ve ısrar etmeye teşvik eder.