Soykırımın kurbanı olan veya uluslararası toplum tarafından terk edilen vatandaşlar iyi komşular olamazlar; çünkü intikam susuzlukları, irredantizmleri ve şiddeti değişim yaratmanın bir aracı olarak kabul etmeleri onları gelecekteki tehditlere dönüştürebilir.
(Citizens victimized by genocide or abandoned by the international community do not make good neighbors, as their thirst for vengeance, their irredentism and their acceptance of violence as a means of generating change can turn them into future threats.)
Bu alıntı, soykırım gibi ağır zulümlere maruz kalan toplumların ihmal edilmesinin karmaşık sonuçlarının altını çiziyor. Uluslararası toplum görmezden geldiğinde ya da müdahalede başarısız olduğunda, etkilenen halklar çoğunlukla adaletsizlik ve travmadan kaynaklanan derin yaralar taşıyor. Bu tür acılar, mağdurların adaleti şiddet veya isyan yoluyla aradığı, ironik bir şekilde istikrarsızlığı daha da kötüleştiren ve çatışmayı sürdüren bir intikam döngüsünü ateşleyebilir. Ek olarak, grupların kaybedilen toprakları geri almaya çalıştıkları irredantizm kavramı, kızgınlık ve yok edilme veya ötekileştirilmeye maruz kaldıktan sonra kimlik ve egemenliği yeniden onaylama arzusuyla alevlenebilir.
Şiddeti değişime ulaşmanın meşru bir yolu olarak kabul etmek, adaletin intikamın emrine girdiği ve devam eden çatışmalar için olgunlaşmış ortamların teşvik edildiği tehlikeli bir değişimi gösteriyor. Bu eylemler, bir zamanlar mağdur olan toplulukları, özellikle de şikayetlerinin kabul edilmemesi veya diplomatik ciddiyetle ele alınmaması halinde, gelecekte bölgesel barışa yönelik tehditlere dönüştürebilir.
Bu döngülerin oluşmasını önlemede erken müdahalenin, uzlaşmanın ve sürekli desteğin önemi ortaya çıkıyor. Diplomatik çabalar, vahşetin uzun süredir devam eden yaralarını tanımalı ve iyileştirme, entegrasyon ve insan haklarına saygı yönünde çalışmalıdır. Bu yaklaşım yalnızca etkilenen toplumların iyileşmesine yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda komşu toplulukların çözülmemiş gerilimleri devralmalarını da önler. Sonuç olarak alıntı, travmanın dalgalı etkilerinin gelecekteki krizlere dönüşmesini önlemek için proaktif ve şefkatli bir uluslararası duruş çağrısında bulunuyor ve ihmal veya ilgisizliğin, düşmanlık ve çatışmanın sürmesinde katalizör olabileceğini vurguluyor.