Ya hayatları değiştirirdim ya da son verirdim. İkinci seçenek her zaman mevcuttur.
(Either I would change lives or end them. The second option is always available.)
Bu alıntı, önemli bir güç ve sorumluluğu yansıtan iki uç noktayı çarpıcı biçimde sunuyor: yaşamları anlamlı bir şekilde değiştirme gücü veya onları sona erdirme gücü. Pek çok durumda bireylerin hem olumlu hem de olumsuz yönde derin etkilere sahip olabileceği gerçeğiyle yüzleşmeyi zorluyor. "İkinci seçeneğin" "her zaman ulaşılabilir" olmasından bahsetmek, yaptığımız her seçimin ciddiyetini kasvetli bir şekilde hatırlatıyor. İnsanın yaratma ya da yok etme, yükseltme ya da yıkma yeteneğinin ikiliğini vurgular. Böyle bir bakış açısı, ahlaki sorumluluk ve eylemlerimizin sonuçları hakkında derin bir iç gözlemi çağrıştırır. Kışkırtıcı çünkü bizi dünyadaki kendi failimizi düşünmeye zorluyor; Hayatları daha iyiye doğru değiştirmeye mi çabalıyoruz, yoksa ister mecazi ister gerçek anlamda sonun kalıcı bir potansiyel olduğunun pasif bir şekilde farkında mıyız? Üslup sert görünebilir, ancak belki de bu, yıkıcı eğilimler yerine kasıtlı, yapıcı eylemi seçme çağrısıdır. Bu alıntı aynı zamanda varoluşsal seçimlere de değiniyor ve bazen insanların mecazi veya başka türlü, yaşam ve ölüme ilişkin kararlarının ağırlığını nasıl hissettiklerinin altını çiziyor. Özellikle zihinsel sağlık, liderlik veya derin kişilerarası etki ile ilgili bağlamlarda yankı bulur: bize çevremiz ve birbirimiz üzerinde sahip olduğumuz gücü hatırlatır. Sonuçta, bu tür bir güçle gelen sorumluluğun ve yaşamı değiştiren pozitifliği hayata geçirmenin zor olduğu durumlarda bile, işleri sona erdirme seçeneğinin trajik bir şekilde her zaman ulaşılabilir olduğunun ciddi farkındalığının altını çiziyor.