Lisedeyken bir süre gözlüklerim, diş tellerim ve alçım vardı. Ben bu görünüme 'eve dönüş için randevu yok' demeyi seviyorum.
(For a time in high school, I had glasses, braces, and a cast. I like to call this look 'no date for homecoming.')
Lise yıllarında aynı anda gözlük, diş teli ve alçı takmak, hayattaki alışılmadık veya uygunsuz anların öz algımızı ve mizahımızı nasıl şekillendirebileceğinin canlı bir hatırlatıcısıdır. Bu fiziksel özellikler, özellikle sosyal kabulün çok önemli olduğu lise gibi önemli bir dönemde, kişinin kendini bilinçli veya akranlarından farklı hissetmesine neden olmuş olabilir. Ancak bu durumu mizahi bir ifadeye dönüştürmeleri, dayanıklılık ve kendini kabullenmenin göstergesidir. Zorlu koşullarla karşı karşıya kaldığımızda bile kusurlarımızı kabullenmenin ve mizah bulmanın önemini vurguluyor. Bu alıntı aynı zamanda bize, hayatımızın garip dönemlerine sıklıkla bir sevgi veya kahkaha duygusuyla baktığımızı ve bu anları gelişimimizin bir parçası olarak kabul ettiğimizi hatırlatır. Aksiliklerle veya utançlarla karşı karşıya kalsak da bu deneyimlerin benzersiz hikayemize ve kişiliğimize katkıda bulunduğuna dair bir bakış açısını teşvik eder. Mizah, özellikle de kendini küçümseyen mizah, hayatın zorluklarıyla başa çıkmada, kırılganlık gibi görünen bir dönemi dirençlilik rozetine dönüştürmede güçlü bir araç olabilir. Sonuç olarak bu alıntı bireyselliği ve fiziksel kısıtlamalara veya toplumsal beklentilere rağmen neşe ve mizah bulma yeteneğini övüyor ve bize kendi tuhaflıklarımızı ve kusurlarımızı özgüvenle ve mizah anlayışıyla kucaklamamız için ilham veriyor.