Sağlıklı insanlar kendi dünyalarıyla yaşarlar.
(Healthy people live with their world.)
Anne Wilson Schaef'in bu sözü, refahın genellikle fiziksel sağlığın ötesine geçen derin bir yönünü vurguluyor. "Onların dünyasıyla yaşamak", bireylerle çevreleri, toplumları ve iç gerçeklikleri arasında uyumlu bir ilişkiyi akla getirir. Tahakküm veya kaçınma yerine kabullenmeyi ve birlikte yaşamayı ima eder. Bir kişi gerçekten sağlıklı olduğunda, onun varoluş durumu bütünleyicidir; sadece bedensel sağlıklarıyla değil aynı zamanda çevreleriyle, ilişkileriyle ve içsel duygusal ortamlarıyla da uyum içindedirler.
Kişinin kendi dünyasıyla yaşamak aynı zamanda bir farkındalık ve mevcudiyet durumu olarak da yorumlanabilir. Hayatın karmaşıklıklarını, zorluklarını ve hatta çelişkilerini direnç göstermeden veya sağlıksız bir kopuş olmadan kabul etmeyi gerektirir. Bu tür bir kabullenme, dış koşullara karşı savaşmak veya içsel kargaşadan kaçmak yerine, sağlıklı bir insanın yaşam boyunca farkındalık ve denge ile yönlendiği esnekliğe yol açar.
Sağlıkla ilgili bu bakış açısı, sağlığın yalnızca hastalığın olmaması anlamına geldiği şeklindeki geleneksel anlayışı genişletmektedir. Psikolojik ve sosyal boyutları bir araya getirerek sağlığın doğayla, toplumla ve kişinin kendisiyle bağlantı kurmayı gerektirdiğini vurguluyor. Üstelik modern zamanların ekolojik bilincine de değiniyor; Dünyamıza değer vermek aynı zamanda bu dünyadaki rolümüzü ve sorumluluğumuzu tanımak anlamına gelir ve bu da kendi refahımızı besler.
Aslında Schaef'in sözleri bizi sadece kendimizle değil, hayatın bütünlüğüyle olan ilişkimiz üzerinde düşünmeye davet ediyor. Bu bütünsel görüşü benimsemek, bireylere daha derin bir empati, çevre yönetimi ve iç huzuru geliştirme konusunda ilham verebilir ve bu da kolektif olarak gerçek anlamda sağlıklı bir yaşama katkıda bulunur.