Hiçbir özel efektim yoktu, etrafta dolaşan canavarlar yoktu, hiçbir şey patlamadı; bunlar o kadar çok yaptığım şeyler ki bir süre sonra çekiciliğini kaybediyorlar.
(I had no special effects, no monsters running around, nothing blew up; those things are all things I've done so many times that they lose their allure after a while.)
Bu alıntı, aşinalık ve gösteri yerine yenilik ve özgünlük arzusunu yansıtıyor. Tekrarlanan deneyimlerin heyecanı nasıl azaltabileceğini vurgulayarak yaratıcıları yeni zorluklar veya sınırları zorlayan hikayeler aramaya itiyor. Bize gerçek yaratıcılığın çoğu zaman rutinin konfor alanının ötesinde olduğunu, sürekli büyümeyi ve her şeyi taze ve ilgi çekici tutmak için keşfetmeyi teşvik ettiğini hatırlatır. Film yapımı veya hikaye anlatımı bağlamında, yalnızca gösterişli efektlere veya tanıdık kinayelere dayanmak yerine özgünlüğün öneminin altını çiziyor. Odak noktası yüzeysel heyecandan gerçek sanata doğru kaydığı için, bu zihniyeti benimsemek daha anlamlı ve akılda kalıcı çalışmalara yol açabilir.