50'ler hakkında yazmak istediğimi hiç düşünmemiştim, çünkü bunun büyümenin en sıkıcı ve yavan on yılı olduğunu düşündüm ve oraya asla geri dönmek istemedim.
(I never thought I wanted to write about the '50s, because I thought it was the most boring and bland decade to grow up in, and I never wanted to go back there.)
Bu alıntı, 1950'lere ilişkin şaşırtıcı derecede karmaşık perspektife duyulan hayranlığı ortaya koyuyor. Nostaljinin her zaman basit olmadığını vurguluyor; Bazen en dikkat çekici on yıllar bile keşfedilmemiş hikayeleri veya gizli derinlikleri barındırabilir. Görünüşte sıkıcı bir dönemi yeniden ziyaret etme konusundaki isteksizlik, altta yatan bir merakı ve kişisel tarihin her zaman göründüğü kadar basit olmadığının kabulünü akla getiriyor. Yazarlar sıklıkla geçmişlerini anlamak ve gözden kaçan bölümlerde değer bulmakla boğuşurlar; bu da anlayışlı ve çok yönlü anlatılara yol açabilir.