İnsanları güldüren durumlara giriyor gibiyim ama kendimi o kadar da komik biri olarak görmüyorum. Ben esprili değilim. Konuşmalarda biraz yavaşımdır. Şaka konusunda o kadar açık sözlü değilim. İlk kez bir şeyler yapıp izleyicilere gösterdiğimde insanların neye güldüklerine şaşırdım.
(I seem to get into situations that make people laugh, but I don't consider myself that funny of a person. I'm not witty. I'm kind of slow in conversations. I'm not that articulate with jokes. The first time I made stuff and screened it for an audience, I was surprised what people were laughing at.)
Bu alıntı mizahın ve insan algısının dikkate değer bir yönünü vurgulamaktadır. Çoğu zaman, kendilerini özellikle komik ya da esprili olarak görmeyen kişiler, başkalarından kahkaha ve neşe almayı başarırlar; bu da mizahın yalnızca kişinin kendi komedi yeteneğine ilişkin içsel algısıyla ilgili olmadığını gösterir. Gerçek mizahın, kasıtlı zeka veya hızlı sözlü hazır cevaplardan ziyade, özgünlükten veya beklenmedik anlardan organik olarak ortaya çıkabileceği fikrinin altını çiziyor. Konuşmacının kendi konuşma yavaşlığını ve ifade eksikliğini kabul etmesi, mizahın yalnızca entelektüel çevikliğe bağlı olmadığını, samimiyetten ve etkileşimlerin kendiliğinden doğasından kaynaklanabileceğini vurgulayarak iç gözlemlerini farklılaştırır.
Böyle bir yansıma bizi mizahın değişkenliğini ve izleyici algısının rolünü düşünmeye davet ediyor. Bir bakış açısına göre önemsiz veya kasıtsız görünen şeyler, başkaları için gerçekten eğlenceli veya sevimli olabilir. Kendilik algısı ile dış tepki arasındaki bu kopukluk, çoğu zaman bize, benzersiz niteliklerimizi veya etrafımızdakiler üzerinde yaratabileceğimiz kasıtsız etkiyi küçümsemememizi hatırlatır. Dahası, konuşmacının aldığı kahkaha karşısında şaşkınlığı bu olgunun evrenselliğine işaret eder; bazen en iyi komedi anları planlanmamış olur veya dikkatle oluşturulmuş şakalardan ziyade gerçek, dürüst tepkilerden kaynaklanır.
Genel olarak bu alıntı, insan etkileşimlerinin doğasında olan özgünlüğü ve öngörülemezliği övüyor. Kişinin gerçek benliğini benimsemesini ve mizahın beklenmedik bir şekilde ortaya çıkabileceğine, zorlanmadığında veya fazla düşünülmediğinde genellikle daha derin yankı uyandırabileceğine güvenmeyi teşvik eder. Aynı zamanda mizahtaki başarının mutlaka kişinin kendi değerlendirme becerisine bağlı olmadığını, daha ziyade gerçek anlara ve izleyicilerin algılarına bağlı olduğunu da gösteriyor.