Herhangi bir şeyin parçası olmayı, eğlendirme fırsatına sahip olmayı, bir filmin parçası olmayı ya da yaptığım işi yapmaya devam etmeyi sevdim, çok mutluyum, bu yüzden sadece şehir şehir dolaşıp işimi yapıyorum ama bir filmde rol alma ya da figüran olma fırsatım olsa da umrumda değil; bunların hepsi benim için bir öğrenme deneyimi.
(I've loved to be a part of anything, having an opportunity to entertain, to be a part of a film, or just continue to do what I'm doing, I'm so happy, so just making town after town, doing my thing, but if I have that opportunity to star in a film or be an extra, I don't care; it's all a learning experience for me.)
Bu alıntı coşku ve tevazu zihniyetini yansıtıyor. Konuşmacı, projenin rolü veya ölçeği ne olursa olsun, katılım eyleminin kendisinden keyif alır. Şöhret veya statü yerine öğrenmeye ve büyümeye odaklanmaları, zanaatlarına olan gerçek tutkunun altını çiziyor. Böyle bir tutum, dayanıklılığı ve fırsatlara açıklığı teşvik eder ve büyük ya da küçük her deneyimin kişinin yolculuğuna değer kattığını vurgular. Bu bakış açısı ilham vericidir ve bize süreci takdir etmemizi, arayışlarımız konusunda alçakgönüllü kalmamızı, her zaman öğrenmeye ve gelişmeye istekli olmamızı hatırlatır.