Çalışkan olmaya mecburdum. Kim eşit derecede çalışkansa, aynı derecede başarılı olacaktır.
(I was obliged to be industrious. Whoever is equally industrious will succeed equally well.)
Johann Sebastian Bach'ın bu sözü, çaba ve gayretin başarının temel itici güçleri olduğu şeklindeki temel prensibin altını çiziyor. Evrensel bir gerçeği aktarıyor: Başarı tesadüfi bir olay değil, tutarlı sıkı çalışma ve adanmışlığın ürünüdür. Bach'ın "mecbur" kelimesini kullanması, sıkı çalışmanın gerektirdiği sorumluluk ve kaçınılmazlık duygusunu yansıtıyor. Eğer kişi üstün olmayı arzuluyorsa, bu sadece bir seçim değil aynı zamanda bir görevdir.
Bu alıntıda derinden yankı uyandıran şey, eşitlikçi tonudur. Başarının, başlangıç noktası veya doğuştan gelen yeteneği ne olursa olsun, kendini eşit bir gayretle uygulamaya istekli olan herkes için erişilebilir olduğunu ileri sürer. Bu, bazen romantikleştirilen deha kavramına doğuştan gelen bir hediye olarak meydan okuyor ve bunun yerine büyük dengeleyici olarak azmin altını çiziyor.
Üstelik bu ifadede bir tevazu ve gerçekçilik gizlidir. Çabanın bir ön koşul olduğunu ve hiçbir kısayolun ısrarlı çalışmanın değerinin yerini alamayacağını kabul eder. Bu aynı zamanda başarının ödüllerinin orantılı olduğu anlamına da gelir; Çalışmayı yapanlar buna karşılık gelen sonuçları göreceklerdir. Bu doğal olarak sürekli büyümeye ve sorumluluğa yönelik bir zihniyeti teşvik eder.
Günlük yaşamda bu ilke, öz disiplini ve dayanıklılığı teşvik eder. Hedeflerine doğru çabalayan bireyler için bu hem ilham veren bir motivasyon kaynağı hem de rahatlıktır; başarıya kararlı çabayla ulaşılabilir. Aynı zamanda, başarının önündeki engellerin eşit çabayla karşılandığında aşılmaz olmadığını öne sürerek adalet duygusunu da teşvik eder. Özünde, Bach'ın sözleri bize çalışkanlığın sadece bir amaca giden bir araç olmadığını, aynı zamanda tutkularımızın yolculuğunu ve sonucunu tanımlayan çok önemli bir özellik olduğunu hatırlatıyor.