Eğer umursuyorsan, o insanlara haber ver. Eğer bilmiyorsanız, o zaman bu insanların bildiğinden emin olun.
(If you care, let those people know. If you don't, then make sure those people know.)
Bu alıntı, kişilerarası ilişkilerimizde dürüstlüğün ve açıklığın önemini vurgulamaktadır. Yanlış iletişimin ve belirsizliğin yanlış anlamalara, duygusal sıkıntılara ve hatta fırsatların kaçırılmasına yol açabileceği bir dünyada, niyetlerimizin ve duygularımızın açıkça ifade edilmesi gerektiğini hatırlatır. Birine bakmak, yalnızca şefkat veya endişe duymaktan fazlasını gerektirir; diğer kişinin onun varlığını ve önemini anlaması için bu ilgiyi aktif olarak iletmeyi içerir. Tersine, eğer umursamıyorsanız, bu konuda dürüst olmak, ilişkileri daha da karmaşık hale getirebilecek yanlış umutları ve yanlış anlamaları önler.
İlgiyi veya ilgisizliği ifade etmenin hem kişisel refah hem de sosyal uyum üzerinde derin etkileri vardır. Duygularımızı açıkça ilettiğimizde, güçlü ilişkilerin temeli olan güveni ve özgünlüğü teşvik ederiz. Başkalarını dürüstlükle karşılık vermeye teşvik eder, duyguların kabul edildiği ve sınırlara saygı duyulduğu bir ortam yaratır. Öte yandan, bu tür bir iletişimi engellemek kafa karışıklığına, kırgınlığa veya duygusal kopukluğa yol açabilir. Bu alıntı şeffaflığı savunuyor ve rahatsızlıktan veya zor konuşmalardan kaçınmanın aslında başlangıçtaki dürüstlükten daha zararlı olabileceğini öne sürüyor.
Üstelik amaç sadece duyguları aktarmak değil; niyetlerinizin doğru anlaşılmasını sağlamakla ilgilidir. Başkalarının duygularımızı tahmin etmesine veya varsaymasına izin vermek yerine, bizi kendi iletişimimizin sorumluluğunu almaya çağırır. İster sözlerle ister eylemlerle olsun, netlik saygıyı ve dürüstlüğü güçlendirir. Sonuçta, bu prensibe göre yaşamak daha sağlıklı etkileşimleri teşvik eder ve yanlış anlama veya ihmalden kaynaklanan birçok ilişkisel sorunu önler. Bizi günlük olarak ilişkilerimizi nasıl ele aldığımız ve eylemlerimizin gerçek duygu ve niyetlerimizle uyumlu olup olmadığı konusunda düşünmeye sevk eder.