Zamanı öldürmek istiyorsanız onu ölümüne çalıştırmayı deneyin.
(If you want to kill time try working it to death.)
Bu alıntı, zaman kavramına nasıl yaklaştığımıza dair farklı bir bakış açısı sunmak için yaygın olarak kullanılan "zaman öldürmek" ifadesini akıllıca tersine çeviriyor. Tipik olarak "zaman öldürmek", boş zamanları geçirmek veya hareketsiz kalarak bir şeyler beklemek anlamına gelir. Ancak Sam Levenson, 'ölene kadar çalışmamız' gerektiğini, yani zamanımızı boşa harcamak yerine aktif ve verimli kullanmamız gerektiğini öne sürerek bizi bu zihniyeti yeniden düşünmeye çağırıyor. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, bu felsefenin zamanımıza nasıl değer verdiğimiz üzerinde önemli etkileri olabilir. Zaman, sahip olduğumuz en sınırlı ve değerli kaynaklardan biridir ve bu alıntı bize, zamanı boşa harcanacak bir düşman olarak görmek yerine, onu amaçlı eylemlerle en üst düzeye çıkarılacak bir kaynak olarak görebileceğimizi çok güzel hatırlatıyor.
Bu fikri günlük yaşamımızda uyguladığımızda, bizi zorlayan veya zenginleştiren anlamlı faaliyetlere öncelik vermemiz, anları boş aralıklar yerine başarılara dönüştürmemiz konusunda bizi aydınlatır. Ayrıca bu yaklaşım, tatmin duygusunu ve kişisel gelişimi teşvik edebilir çünkü bizi her dakikayı nasıl geçireceğimiz konusunda bilinçli kararlar almaya teşvik eder. Bununla birlikte, zamanın verimli kullanımının yalnızca sürekli meşguliyet anlamına gelmediğini, aynı zamanda önemli olan şeylerle düşünceli bir şekilde ilgilenmek anlamına geldiğinin bilincinde olarak, bu yaklaşımı gerekli dinlenme ve düşünme ile dengelemek de önemlidir. Genel olarak bu alıntı, en sınırlı ve paha biçilmez varlığımız olan zamanı nasıl algıladığımıza ilişkin bakış açısının gücünün altını çiziyor ve bizi onu azaltılacak bir şey olarak değil, tam anlamıyla ve bir amaç doğrultusunda üzerinde çalışılacak bir şey olarak ele almaya motive ediyor.