Annem ve babam bizi iki dilli bir okula gönderdiler, bu yüzden derslerimizin yarısını İngilizce, yarısını da Fransızca aldık. Ama büyük ölçüde kaybolduğumu hatırlıyorum.
(Mom and Dad sent us to a bilingual school, so we had half the lessons in English and half in French. But I remember being hugely lost.)
İki dilli bir ortamda büyümek benzersiz zorluklar ve fırsatlar sunar. Bir yandan giderek küreselleşen dünyamızda çok değerli olabilecek bilişsel esnekliği, kültürel farkındalığı ve dil becerilerini geliştirir. Öte yandan, iki dilli bir eğitim ortamına uyum sağlamak, özellikle genç öğrenciler için kafa karıştırıcı ve bunaltıcı olabilir. Alıntı, tam da o kırılganlık anını, yani iki dil ve eğitim sisteminin birbirine karışması arasında kaybolmuşluk hissini yansıtıyor.
Bu deneyim, dil ediniminin her zaman sorunsuz olmadığını vurguluyor; genellikle mücadeleleri ve belirsizlik anlarını içerir. Bir çocuk aynı anda iki dile maruz kaldığında, başlangıçta dilleri ayrı tutmakta zorlanabilir, bu da kafa karışıklığına ve hayal kırıklığına yol açabilir. Bu, dersleri takip etmede veya fikirleri net bir şekilde ifade etmede zorlukla sonuçlanabilir ve bu da güveni azaltabilir. Ancak bu mücadeleler aynı zamanda öğrenme sürecinin de bir parçasıdır. Zamanla, sabır ve maruziyetle beyin uyum sağlar ve birey her iki dili de daha rahat bir şekilde kullanmaya başlar.
Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, bu tür deneyimler dayanıklılığı ve uyum sağlamayı teşvik eder. Genç öğrencilere belirsizlikle baş etmeyi ve problem çözme becerilerini geliştirmeyi öğretir. Benzer zorluklarla karşı karşıya kalan diğer kişiler için empatiyi teşvik eder ve farklı kültür ve bakış açılarının daha derin bir şekilde takdir edilmesini sağlar. Alıntıda sunulan kaybolma duyguları, başlangıçtaki kafa karışıklıklarının yeni güçlere dönüşmesini sağlamak için eğitimcilerin ve aile üyelerinin desteğinin ve anlayışının öneminin önemli bir hatırlatıcısı olarak hizmet edebilir. Bu erken zorlukları benimsemek, sonuçta kişinin dilsel çeşitliliğe ve kişisel gelişime olan takdirini derinleştirebilir.
Bir bakıma, kaybolma hissi öğrenmenin evrensel bir parçasıdır, özellikle de yeni ve alışılmadık bir alana giriş yaparken. Dilde, akademik alanda ya da yaşamda, azim yoluyla açıklığa ve ustalığa dönüşen geçici bir durumu sembolize eder.