Kimsenin söylemesi gerekmiyordu, ama oda bu tür bir nimetle taştı. Kayıp ve bolluk kombinasyonu. Suçluluğu olmayan bolluk. Düzeltmeyen kayıp. Yorgun olmayan basit yorgunluk. Körlük üzerine inşa edilmeyen umut.
(No one needed to say it, but the room overflowed with that sort of blessing. The combination of loss and abundance. The abundance that has no guilt. The loss that has no fix. The simple tiredness that is not weary. The hope not built on blindness.)
Odadaki atmosfer, kayıp ve bolluk duygularını birleştirerek söylenmemiş bir nimet duygusu ile doluydu. Bu eşsiz bolluk suçluluktan yoksundu, yok olanı yaslamak yerine var olanı kutluyordu. Yaşamın daha derin bir anlayışını yansıtıyordu, bu da kayıpla birlikte gelen kaçınılmaz ağrının yanında neşe anlarını kucaklayan bir şey.
Bu alanda, ruhu tartmayan bir yorgunluk vardı, bu da ağıt yakmak yerine kabul edilen kolektif bir yorgunluk deneyimi önerdi. Umut burada da ikamet etti, naiflikten ziyade gerçekte topraklandı. Bu karmaşık duygu karışımı, hem üzüntü hem de neşenin anlamlı şekillerde bir arada bulunduğu insan deneyiminin karmaşıklığını vurgular.