Erkeksi erkeklerde en güzel olan şey, kadınsı bir şeydir; Kadınsı kadınlarda en güzel olan şey, erkeksi bir şeydir.
(What is the most beautiful in virile men is something feminine; what is most beautiful in feminine women is something masculine.)
Susan Sontag'ın gözlemi, cinsiyet özellikleri arasındaki incelikli ve karmaşık etkileşimi kışkırtıcı bir şekilde vurguluyor; erkek ve kadınların en büyüleyici niteliklerinin genellikle geleneksel olarak karşı cinsiyete atfedilen özelliklerde bulunduğunu öne sürüyor. Bu fikir katı ikililere meydan okuyor, kişisel kimlikteki akışkanlığın ve dengenin tanınmasını davet ediyor. Bu, ister erkek ister kadın olsun, güzelliğin özünün yalnızca geleneksel toplumsal cinsiyet normlarına bağlılıkla tanımlanmadığını, daha ziyade güçlerin uyumlu bir karışımından ortaya çıktığını öne sürüyor.
Erkeklerde kadınsı kabul edilen duyarlılık, empati veya besleyici yönler gibi nitelikler, derinlik, nezaket ve duygusal zeka katarak erkekliklerini artırır. Benzer şekilde, kadınlarda atılganlık, cesaret ve kendine güven gibi erkeksi özelliklerin aşılanması, kadınlıklarını güçlendirir ve onları toplumsal kısıtlamaların ötesinde güçlendirir. Bu ikilik insanın ifadesini zenginleştirir ve kişinin tam potansiyelini veya kendini gerçekleştirmesini sınırlayabilecek kalıplaşmış kavramlara karşı koyar.
Sontag'ın bu sözü, kimliklerdeki çoğulluğu benimsemeyi ve bir zamanlar kesin olarak erkeksi veya kadınsı olarak etiketlenen niteliklerin tek bir bireyde güzel bir şekilde bir arada var olabileceğini kabul etmeyi teşvik ediyor. Aynı zamanda kültürel güzellik anlayışını ve cinsiyete ilişkin anlayışın belirli bir ikilik yerine bir spektrum olarak gelişmesini de yansıtıyor. Daha geniş anlamda, bu perspektif kapsayıcılığı besler ve özelliklerin toplumsal cinsiyet beklentileriyle uyumları için değil, değerleri nedeniyle takdir edildiği insan ifadesine daha bütünsel bir yaklaşımı teşvik eder. Bu fikir, çağdaş toplumda cinsiyet ve kimlik hakkında devam eden tartışmalarla derinden alakalı olmaya devam ediyor.