Anılarının yansımasında, onu rahatlatıcı bir sıcaklığa saran sevginin özünü hala hissedebiliyordu. Bu his, bir ışığın söndürülmesini izleyen kalıcı parıltıyı anımsattı, bu da kaynağın yokluğunda bile etkisinin hissedildiğini düşündürüyor. Bu tür anılar, anı geçtikten çok sonra kalbe ve zihne yapışan acı tatlı bir nostalji uyandırır.
Bu hatırlamalar sayesinde, sevginin güzelliğini ve ruhuna silinmez bir iz bırakma şeklini kabul eder. Ona anların solmasına rağmen, ilham verdikleri duyguların dayanabileceğini ve daha karanlık zamanları geçmiş neşenin parlaklığıyla aydınlattığını hatırlatıyor. Bu fikir, insan deneyimini şekillendirmede sevginin kalıcı gücünü vurgulayarak hafızayı duygu ile iç içe geçiriyor.