Sosyal ilerleme, kadın cinsiyetinin sosyal konumuyla ölçülebilir.
(Social progress can be measured by the social position of the female sex.)
Bu anlayışlı alıntı, toplumsal cinsiyet eşitliğinin toplumun genel ilerlemesinde oynadığı kritik rolün altını çiziyor. Toplumsal ilerlemeyi değerlendirirken ekonomik büyüme, teknolojik gelişme veya altyapı genişlemesi gibi geleneksel ölçütler sıklıkla vurgulanır. Ancak bir toplumun ilerlemesinin gerçek ölçüsü, en dışlanmış gruplara, özellikle de kadınlara nasıl davranıldığına bağlıdır. Tarihsel olarak kadınlar, onları eşit haklara, fırsatlara ve tanınmaya ulaşmaktan alıkoyan sistemik engellerle karşı karşıya kalmıştır. Kadınların sosyal konumu toplumsal adalet, kapsayıcılık ve insan haklarına saygı düzeylerini yansıtıyor. Kadınlar eğitim, yasal haklar, istihdam fırsatları ve siyasi temsil yoluyla güçlendirildiğinde tüm toplum bundan faydalanır. Bu ilerleme genellikle daha iyi sağlık sonuçları, artan ekonomik üretkenlik ve daha adil yönetimle bağlantılıdır. Alıntı, kadınların statüsünün incelenmesinin toplumsal kalkınma için bir turnusol testi işlevi görebileceğini öne sürüyor; kadınların ötekileştirilmesi ya da baskı altında tutulması, toplumun az gelişmiş olduğunu gösterir. Tersine, toplumsal cinsiyet eşitliğinde ilerlemiş toplumlar daha geniş sosyal istikrar, refah ve yenilik sergileme eğilimindedir. Sorun salt adaletin ötesine uzanıyor; insanlığın yarısının içsel değerini ve potansiyelini tanımakla ilgili. Cinsiyet eşitliğini sağlamak, kültürel önyargıların ortadan kaldırılmasını, adil politikaların yürürlüğe konmasını ve kadınların gelişebileceği ortamların teşvik edilmesini gerektirir. Sonuçta bu alıntı bizi önceliklerimizi yeniden düşünmeye davet ediyor ve gerçek ilerlemenin ancak toplumun her üyesini eşit ve adil bir şekilde yükselttiğimizde elde edilebileceğini kabul ediyor.