Naguib Mahfouz'un "Palace Walk" kitabından alıntı, kalbin manevi ve kişisel öneme sahip konularda önceliğini vurgulamaktadır. Sevgi, niyet ve duygusal bağlantının, genellikle geleneksel inanç ifadeleri olarak görülen dua ve oruç eylemlerini bile aşan anlamlı bir yaşamın temel bileşenleri olduğunu düşündürmektedir. Bu fikir, okuyucuları eylemlerine ve inançlarına rehberlik eden daha derin, içsel motivasyonlar üzerinde düşünmeye davet ediyor.
Bu bağlamda Mahfouz, dua ve oruç gibi ritüellerin dini uygulamadaki yerini tutsa da, kişinin kalbinin durumu ve kişinin Tanrı'ya ve gerçekten önemli olan diğerlerine karşı duygularının samimiyeti olduğunu ima eder. Böylece, kalp, kişinin manevi yaşamının döndüğü merkezi eksen haline gelir, gerçek duyguların keşfini ve şefkatin inanç için gerekli olarak beslenmesini teşvik eder.