Bağışlamada özgürlük vardır ve alışkanlığa girdikten sonra bunu yapmak o kadar da zor değildir.
(There is freedom in forgiveness, and it's not that hard to do once you get into the habit.)
Affetmek genellikle bir kişinin üstlenebileceği en özgürleştirici eylemlerden biri olarak kabul edilir. Affettiğimizde, zamanla üzerimize yük olabilecek acı, kırgınlık ve öfkenin ağır yükünden kendimizi kurtarırız. Alıntı önemli bir gerçeğin altını çiziyor: affetmek bir özgürlük duygusu sunar; geçmiş acılardan ve bunların dayattığı duygusal zincirlerden kurtuluş. Başkalarını affetme alışkanlığını geliştirmek, özellikle yaralar derinse veya yaralar tekrar tekrar açılmışsa, ilk başta pek kolay olmayabilir. Ancak tutarlı uygulamayla affetmek, stresle ve kişilerarası ilişkilerle baş etme şeklimizi dönüştüren doğal bir tepki haline gelir. Bağışlama alışkanlık haline geldiğinde, iç huzuru ve duygusal dayanıklılığı teşvik ederek daha az duygusal yükle ilerlememize olanak tanır. Ayrıca kin ve yanlış anlaşılma döngüsünü kırarak daha sağlıklı ilişkileri teşvik eder. Üstelik affetmek, zararlı davranışları unutmak veya mazur görmek anlamına gelmez; bunun yerine, bu acının duygusal durumumuzu kontrol etmesine artık izin vermemeyi seçmek anlamına gelir. Perspektifteki bu değişim, hem kendimiz hem de potansiyel olarak ilgili diğer kişiler için iyileşmenin kapısını açar. Affetmenin bir olaydan ziyade bir süreç olduğunu hatırlamak onu daha ulaşılabilir hale getirebilir; Küçük adımlar atarak ve şefkat uygulayarak bu alışkanlığı yavaş yavaş geliştirebiliriz. Daha geniş anlamda, bağışlamayı benimsemek toplulukları ve aileleri etkileyebilir, anlayış ve şefkatin geliştiği ortamları geliştirebilir. Sonuçta, affetmenin getirdiği özgürlüğün farkına varmak, geçmişteki suçların ağırlığından kurtularak, daha neşeli ve duygusal açıdan özgür hayatlar yaşamamıza olanak tanır.