Fena halde başarısızlığa cesaret edenler büyük başarılar elde edebilirler.
(Those who dare to fail miserably can achieve greatly.)
Bu alıntı, başarısızlığı benimsemenin genellikle olağanüstü başarıya ulaşmak için gerekli bir adım olduğu yönündeki derin fikri özetlemektedir. Pek çok insan başarısızlıktan korkar, bunu yenilgi veya yetersizlikle ilişkilendirir, bu da onların cesur eylemlerde bulunmasını veya iddialı hedefler peşinde koşmasını engelleyebilir. Ancak tarih ve başarılı bireylerin sayısız hikayesi, aksiliklerin ve hataların büyüme ve yeniliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu ortaya koyuyor. Başarısızlık riskini almaya cesaret eden kişi, kendisini büyüklüğe ulaşmak için kritik olan yeni olasılıklara, öğrenme fırsatlarına ve dayanıklılığa açar. Başarısızlıktan kaçınmaktan, ilerlemenin hayati bir bileşeni olarak ona değer vermeye doğru bir zihniyet değişimini teşvik eder. Bu bakış açısı, genellikle yalnızca başarıyı kutlayan, başarıya ulaşmak için gereken çaba ve azmi göz ardı eden bir dünyada özellikle önemlidir. Başarısızlığı doğal ve değerli bir deneyim olarak benimsemek, cesareti, azmi ve uzun vadeli hedeflere sarsılmaz bir şekilde odaklanmayı geliştirir. Başarısızlık korkusu felç edici olabilir, ancak bunu bir engel olarak değil de bir basamak olarak görmek, zorluklara yaklaşma şeklimizi değiştirir. Sonuçta, başarısızlık olasılığıyla cesaret ve dayanıklılıkla yüzleşmeye istekli olanların, tüm potansiyellerini ortaya çıkarma ve miraslarını tanımlayan önemli başarılara imza atma olasılıkları daha yüksektir.