Okuldan kaçma oranları doğrudan düşük mezuniyet oranlarıyla ilişkilidir.
(Truancy rates are directly correlated to low graduation rates.)
Okuldan kaçma ve mezuniyet oranları arasındaki ilişki, eğitim sistemindeki kritik bir zorluğun altını çiziyor. Öğrenciler sık sık okulu astıklarında, hayati önem taşıyan eğitimleri kaçırırlar ve geride kalırlar; bu da sonuçta onların zamanında veya mezun olma yeteneklerini etkiler. Bu korelasyon, okuldan kaçmayı ele almanın sadece devamı artırmak için değil, aynı zamanda daha fazla akademik başarı ve daha yüksek mezuniyet oranlarını teşvik etmek için de gerekli olduğunu göstermektedir.
Okuldan kaçma, aile sorunları, zihinsel sağlık sorunları, okuldan ayrılma veya sosyoekonomik faktörler gibi altta yatan çeşitli sorunlardan kaynaklanabilir. Temel nedenleri ele almadan öğrencileri basitçe devamsızlıktan dolayı cezalandırmak çoğu zaman etkisiz olur. Bunun yerine danışmanlık, mentorluk programları ve topluluk katılımı gibi destekleyici müdahalelerin geliştirilmesi, risk altındaki öğrencilerin yeniden katılımına yardımcı olabilir. Okullar, öğrencilerin kendilerini bağlı hissettikleri ve düzenli olarak okula gitmeye motive oldukları ortamlar haline gelmelidir.
Üstelik okuldan kaçmayı azaltmanın eğitimin ötesinde daha geniş sonuçları vardır; daha düşük suç oranları ve daha iyi istihdam olanakları da dahil olmak üzere daha iyi sosyal sonuçlarla bağlantılıdır. Sonuç olarak, okuldan kaçmayla mücadele sadece mezuniyet istatistiklerini artırmakla ilgili değil, aynı zamanda topluma olumlu katkıda bulunabilecek çok yönlü bireyler yetiştirmekle de ilgili. Eğitimcilerin, politika yapıcıların ve toplulukların erken uyarı işaretlerini tespit etmek ve hem okuldan kaçmayı önlemeyi hem de mezuniyete kadar ısrarı teşvik etmeyi amaçlayan anlamlı destek sistemleri sağlamak için işbirliği içinde çalışmaları gerekir.
Dolayısıyla bu alıntı önemli bir eğitimsel gerçeğin altını çiziyor: Devamlılığı artırmak, her öğrencinin tam potansiyeline ulaşmasını sağlama misyonunun temelini oluşturur.