Güven yakınlığa yol açar, bu da iyileşmeye ve anlama yol açar. Ancak kendimizi savunmasız kılabildiğimiz ölçüde yakın olabiliriz. Ama kalplerimizi açtığımızda incinebiliriz.
(Trust leads to intimacy, which leads to healing and meaning. We can only be intimate to the degree we can make ourselves vulnerable. But when we open our hearts, we can get hurt.)
Bu alıntı, insan ilişkilerinde güvenin, samimiyetin, kırılganlığın ve büyümenin birbirine bağlılığını etkili bir şekilde yakalıyor. Güven, yakınlığın üzerine inşa edildiği temel görevi görür; o olmadan gerçek bir bağlantı kurmak zordur. Kendini duygusal ve savunmasız bir şekilde açma süreci, kişinin gerçek duygularını ve güvensizliklerini açığa çıkardığı için doğası gereği risklidir. Ancak bu kırılganlık, iyileşmeyi teşvik eden ve hayatta bir amaç veya anlam duygusu veren derin bağların kurulması için gereklidir. Kendimizin savunmasız olmasına izin verdiğimizde, anlayışa, şefkate ve duygusal iyileşmeye yol açabilecek gerçek bağlantıyı davet ederiz. İncinme potansiyeli anlaşılabilir bir endişe olsa da alıntı, açıklığın (bağlantı, anlayış ve kişisel gelişim gibi) ödüllerinin risklerden çok daha ağır bastığını vurguluyor. Kırılganlığı kucaklamak cesaret gerektirir, ancak çoğu zaman bu açıklık sayesinde hem bireysel hem de ilişkisel düzeyde büyüme yaşarız. Sonuçta insan ilişkileri bu hassas denge üzerinde gelişir: yakınlığa ve dolayısıyla iyileşmeye ve doyuma ulaşmak için acı olasılığına rağmen güvenme ve savunmasız kalma isteği.