Latin Amerika nüfusunun yüzde 40'ını etkileyen ezici yoksulluğu hafifletme konusunda devletin sorumluluğuna inanabiliriz, ancak çoğumuz aynı zamanda bu yoksulluğa daha güçlü, küresel olarak daha entegre bir ekonomiden daha iyi bir çare olmadığını da onaylıyoruz.
(We may believe in the state's responsibility to alleviate the crushing poverty that afflicts 40 percent of Latin America's population, but most of us also affirm that there is no better cure for that poverty than a stronger, more globally integrated economy.)
Bu alıntı, sosyal sorumluluk ile ekonomik entegrasyon arasındaki karmaşık dengeyi vurgulamaktadır. Yoksulluğa değinmek ahlaki bir zorunluluk olsa da, konuşmacıya göre en etkili uzun vadeli çözüm, küresel olarak daha bağlantılı bir ekonomiyi teşvik etmekten geçiyor. Bu perspektif, sürdürülebilir kalkınmanın pazarların açılmasını ve uluslararası işbirliğinin teşvik edilmesini gerektirebileceğini vurguluyor, ancak aynı zamanda artan eşitsizlik veya yerel sanayilerin kaybı gibi küreselleşmenin potansiyel riskleri üzerinde düşünmeye de davet ediyor. Sosyal şefkati ekonomik pragmatizmle harmanlayarak bu incelikli yaklaşımları yönetmek, Latin Amerika'nın gelecekteki ilerlemesi için hayati önem taşıyor.