Allah benim için ne planladıysa o olacak.
(Whatever God has planned for me, that's what's going to happen.)
Bu alıntı, daha yüksek bir gücün planına duyulan derin bir kabul ve güven duygusunu yansıtıyor. Hayatın belirsizlikleri arasında ilahi iradeye teslim olmanın huzur getirebileceği fikrini somutlaştırır. Bireyler, daha büyük bir gücün iş başında olduğunu kabul ederek, ister iyi ister kötü olsun, koşulların daha büyük, amaçlı bir tasarımın parçası olduğu inancıyla rahatlık bulabilirler. Böyle bir zihniyet, özellikle kontrolün ulaşılamaz göründüğü zorlu zamanlarda sabrı, dayanıklılığı ve umudu teşvik edebilir. Bizi gelecek hakkında tam bir kesinliğe sahip olma ihtiyacından vazgeçmeye ve bunun yerine her şeyin amaçlandığı gibi ortaya çıktığı inancını benimsemeye teşvik eder. Bu bakış açısı, odağı korku ve endişeden güven ve teslimiyete kaydırdığı için güçlendirici olabilir. Üstelik insan anlayışının sınırlı olduğunu, bizim idrakimizin ötesinde ilahi bir planın olabileceğini hatırlatır. Önceden belirlenmiş sonuçlara olan bu inanç bazen proaktif karar almaya meydan okuyabilse de sonuçta hayatın öngörülemeyen yolculuğunda inanç ve kabulün önemini vurgular. Bazı yönlerin kontrolümüz dışında olduğunu kabul etmek, daha fazla duygusal istikrara ve dinginlik hissine yol açabilir. Böyle bir felsefe, bireylerin hayatın kaçınılmaz iniş ve çıkışlarıyla zarafet ve tevazu ile yüzleşmelerine yardımcı olan yol gösterici bir ilke olarak hizmet edebilir. Bu zihniyeti benimsemek derin bir manevi inanç gerektirebilir, ancak teslimiyet ve kendinden daha büyük bir şeye güven yoluyla iç huzura giden bir yol sunar.