İki partili olmak güzel ama eylemin yerini alamaz, olmaması ilerlememize engel olamaz.
(Bipartisanship is nice, but it cannot be a substitute for action, not having it cannot prevent us from going forward.)
Bu alıntı, liderlik ve yönetişimle ilgili hayati bir gerçeğin altını çiziyor: Siyasi ayrılıklar arasında işbirliği (iki partili olma) şüphesiz arzu edilir olsa da, fikir birliğine varılamadığında ilerlemeyi engellememelidir. Çoğu zaman siyasi söylemde birliği başarı ile eşitleme eğilimi vardır. Ancak gerçek liderlik, tam bir anlaşmanın olmadığı durumlarda bile zor kararlar almayı ve kararlı eylemlerde bulunmayı gerektirir. Bazen mükemmel fikir birliğini veya iki partinin desteğini beklemek, kritik girişimleri geciktirebilir, dolayısıyla sorunları hafifletmek yerine daha da kötüleştirebilir.
Bu bakış açısı, süreç yerine etkililiğe odaklanmayı teşvik eder ve somut sonuçlara ulaşmanın yüzeysel uyumu sürdürmekten daha önemli olduğunu vurgular. Muhalefet veya partizan ayrılıklara bakılmaksızın önemli konularda ilerlemenin öneminin farkındadır. Fikir birliği mümkün olmadığında harekete geçme isteği, ilerlemeye yönelik gücü ve kararlılığı gösterir. Liderler, işbirliği ideali ile karar almanın pratik gerekliliği arasında denge kurmalıdır. Alıntı bize ilerlemenin çoğu zaman riskler içerdiğini hatırlatıyor; anlaşmazlıkların olduğu bir ortamda harekete geçmek zorlu olabilir ama sonuçta durgunluktan daha iyidir.
Üstelik bu bakış açısı, yönetişimin doğası gereği karmaşık olduğu ve bazen sorunların aciliyetinin pragmatik çözümler gerektirdiği anlayışını teşvik eder. Politika yapıcılara sembolizm yerine sonuçlara öncelik verme, çabaları mükemmel bir birlik yerine ortak hedefler doğrultusunda hizalama gücü verir. İki partili olmak yolu kolaylaştırabilir ancak sorumlu eylemi geciktirmek için bir mazeret olmamalıdır. Bu zihniyet, dayanıklılığı, kararlılığı ve salt törensel birlik yerine ilerlemeyi ve sorun çözmeyi ön planda tutan stratejik bir liderlik yaklaşımını savunur.